e

Boyner, e-ticarette operasyon modelini dönüştürüyor!
Boyner Büyük Mağazacılık, e-ticaretteki büyümesini yalnızca hacim artışı olarak değil, operasyonel yapının bütüncül dönüşümü olarak ele alıyor. Artan online talep doğrultusunda dağıtım planlamasını tek merkezli bir kapasite artışı yerine, ağın tamamında akışı dengeleyen entegre bir modelle yeniden tasarlayan Boyner, mağaza çıkışlı sevkiyatların e-ticaret içindeki adetsel payını %50 seviyelerine taşıdı. Boyner Büyük Mağazacılık Lojistik, Mimari & Teknik ve Kiralamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Anıl Haşimoğlu, “E-ticarette büyüyen hacmi yalnızca depo kapasitesini artırarak değil; karar kalitesini yükselterek, mağazalarımızı lojistik ağımıza entegre ederek ve sürdürülebilir yatırımlarla yönetiyoruz. Operasyonel verimlilik ile müşteri deneyimini aynı anda optimize eden bir model kurguladık” diyerek dönüşümün stratejik boyutuna dikkat çekti.




boynerE-ticaret hacmindeki büyüme ile mağaza yatırımlarını birlikte yöneten Boyner’de, lojistik ve mikro dağıtım altyapısının planlanması mağaza lokasyonları ve mimari tasarım kararları üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?
Boyner’de e-ticaretteki büyüme, mağaza yatırımlarından dağıtım ağı tasarımına kadar uzanan operasyon kurgumuzu doğrudan etkiliyor. Dağıtım planlamasını tek merkezli kapasite artışı üzerinden değil, ağın tamamında akışı dengeleyen bir yapı üzerinden ele alıyoruz. Bu yaklaşım, değişken talebi yönetebilmenin temelini oluştururken mağazaların sistem içindeki rolünü de genişletiyor.
Bu dönüşüm lokasyon kararlarımıza yansıyor. Yeni mağaza yatırımlarında yalnızca ticari potansiyel değil; sipariş yoğunluğu, teslimat süresi beklentisi ve dijital kanal kullanımı da değerlendirme kriterleri arasında yer alıyor. Mağazanın bulunduğu noktanın dağıtım akışına sağlayacağı katkı, konumlandırma kararının doğal bir parçası haline geliyor.
Bu bakış açısı mağaza tasarımını da değiştiriyor. Mağazalar yalnızca müşteri deneyimi alanı olarak değil, arka alan kapasitesi, stok hareket hızı ve sevkiyat çıkış düzeni dikkate alınarak planlanıyor. Mevcut mağazalardaki dönüşüm çalışmalarıyla da bu operasyonel akışlar güçlendiriliyor. Böylece satış ve dağıtım fonksiyonunu birlikte taşıyan yeni nesil mağaza modeli oluşturuyoruz.
 
MAĞAZALAR LOJİSTİK OPERASYON MODELİYLE ENTEGRE ÇALIŞIYOR 
Mağazaların yalnızca satış noktası değil, aynı zamanda mikro dağıtım ve hızlı teslimat merkezi olarak konumlandığı bir döneme giriyoruz. Boyner’de mağaza bazlı sevkiyatların toplam e-ticaret dağıtımı içindeki payı bugün hangi seviyede ve bu oranı artırmaya yönelik yeni planlar var mı?
Boyner’de mağaza çıkışlı e-ticaret payı bugün adetsel %50 seviyelerine ulaştı. Bu oran, mağaza ağımızın lojistik operasyon modeline entegre çalıştığının somut bir göstergesi ve özellikle şehir içi teslimat sürelerinde önemli bir avantaj yaratıyor.
Ancak burada kritik olan yalnızca mağazaların sipariş hazırlama ve çoklu kargo firması ile sevkiyat kabiliyetine sahip olması değil; hangi siparişin hangi noktadan çıkacağına sistemin karar vermesi. Akıllı rotalama algoritmaları; stok derinliği, stok konumu, talep yoğunluğu ve teslimat süresi verilerini birlikte değerlendirerek siparişi en doğru çıkış noktasına konsolide edilmek ya da direkt müşteriye sevk edilmek üzere yönlendiriyor. Bu sayede mağazadan gönderim modeli operasyonel dengeyi bozmadan büyüyebiliyor.
Dolayısıyla mağaza çıkışlı sevkiyat payındaki artış, hacmi genişletmekten çok modelin olgunlaşmasını gösteriyor. Yapay zekâ destekli stok planlaması ve sipariş atama sistemleri geliştikçe, ağ genelindeki denge korunarak daha fazla sipariş mağaza çıkışlı yönetilebiliyor. Bu yapı, ölçek büyürken teslimat performansı ile maliyet verimliliğini aynı anda koruyabilmemizi sağlıyor ve operasyon modelimizin sürdürülebilirliğini güçlendiriyor.
 
Yıllık ve aylık bazda e-ticaret kaynaklı dağıtım adetlerindeki artış, depo yatırımları, teknik altyapı ve yeni lokasyon açılışlarını nasıl şekillendiriyor? Özellikle büyük şehirler için mikro dağıtım kapasitesini artırmaya dönük yeni yatırımlar gündemde mi?
E-ticaret kaynaklı dağıtım hacimlerindeki artış, depo ve teknik altyapı planlamamızı doğrudan etkiliyor. Ancak yaklaşımımız büyümeyi sürekli yeni metrekare ekleyerek karşılamak değil; mevcut depo kapasitesinin verimliliğini artırmak üzerine kurulu.
Bu nedenle depo yatırımlarında önceliğimiz fiziksel genişlemeden çok süreç optimizasyonu, otomasyon dokunuşları, sistem entegrasyonu ve akış zekâsı. Sipariş konsolidasyonu, veri görünürlüğü ve akış yönetimi çözümleri sayesinde aynı fiziksel alan içinde daha yüksek hacmi yönetebiliyor ve sürekli gelişim odağıyla fazlası için yeni planlamalar yapıyoruz.
Bu yaklaşım, yatırımı büyüklükle değil verimlilikle tanımlayan bir depo modeli oluşturuyor. Büyük şehirlerde mikro dağıtım kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar ise bu yapının tamamlayıcısı olarak ilerliyor. Dağıtım yükünü tek bir merkezde toplamak yerine ağ geneline yayarak hem operasyonel riski dağıtıyor hem de teslimat performansını dengeliyoruz.
 
ENERJİDEN LOJİSTİĞE ÖLÇÜLEBİLİR BİR OPERASYON MODELİ
Lojistik yönetimi rolünüze ek olarak üstlendiğiniz mimari, kiralama ve genişleme rolleriniz çerçevesinde; Boyner’in lojistik, dağıtım ve mağaza projelerinde sürdürülebilirlik kriterleri nasıl ele alınıyor? Mikro dağıtım ve şehir içi lojistikte çevresel etkiyi azaltmaya yönelik yeni uygulamalar planlanıyor mu?
Sürdürülebilirliği Boyner’de yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, yatırım kararlarımızdan operasyon tasarımına kadar tüm lojistik, dağıtım ve mağaza projelerinde dikkate aldığımız stratejik bir kriter olarak ele alıyoruz. Yeni bir mağaza, depo ya da dağıtım modeli kurgulanırken; enerji verimliliği, karbon etkisi, kaynak kullanımı ve risk yönetimi bizim için maliyet yönetimi ve hız kadar belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.
Bu yaklaşımın en somut adımlarından biri, 2025’te hayata geçirdiğimiz güneş enerji santrali yatırımı oldu. Tres Enerji iş birliğiyle Kırıkkale Keskin’de kurduğumuz 3.066 kWp kurulu güce ve 5.574 panele sahip santralimizle yıllık 4.783.000 kWh elektrik üretimi hedefliyoruz. Bu yatırımla bugün merkez ofisimiz, stüdyo ve seçili mağazalarımızın tüm enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Ortaya çıkan etki, yaklaşık 36.000 ağacın bir yılda temizleyebileceği karbon miktarına eşdeğer bir salımın önüne geçilmesini sağlıyor.
Mağaza ve lojistik operasyonlarımızda enerji verimliliğini ise sistematik olarak yönetiyoruz. 2018’den bu yana BEV kapsamında uzaktan enerji izleme sistemimizle tüketimleri anlık takip ediyor, mağazaları benzer özelliklerine göre kıyaslayarak verimlilik aksiyonları alıyoruz. LED dönüşüm projeleri, sensörlü aydınlatma ve uzaktan yönetilen iklimlendirme sistemleriyle metrekare başına enerji tüketimimizi son üç yılda %3 azalttık. 2025 itibarıyla elektrik tüketimimizin tamamını I-REC sertifikalı yeşil elektrikten temin ediyoruz.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız yalnızca enerji ve operasyon verimliliğiyle sınırlı değil. Ürün yaşam döngüsünü de bu bakış açısına dahil ediyoruz. Nivo iş birliğiyle yürüttüğümüz yeniden değerlendirme ve yenileme modeli sayesinde iade, defolu veya sezon dışı ürünleri tekrar ekonomiye kazandırıyor; ürünlerin kullanım ömrünü uzatarak atık oluşumunu ve karbon etkisini azaltıyoruz. 2021’den bu yana yaklaşık 2,1 milyon ürünü yenileyerek ekonomiye geri kazandırdık. Bu sayede 22,2 bin ton karbon emisyonunu engelledik, 40,8 milyon kişinin bir yıllık içme suyuna eş değer 22,7 milyon ton su tasarrufu sağladık. Bu model, tersine lojistiği yalnızca operasyonel bir süreç olmaktan çıkarıp döngüsel ekonominin aktif bir parçası haline getiriyor. 
Mikro dağıtım ve şehir içi lojistik tarafında ise temel odağımız mesafeyi ve tekrar eden sevkiyatları azaltmak. Mağazaları aynı zamanda dağıtım çıkış noktası olarak konumlandıran modelimiz, teslimat mesafelerini kısaltırken rota optimizasyonu ve sipariş konsolidasyonu uygulamalarıyla şehir içi araç hareketini ve ambalaj kullanımını düşürüyor. Bu yaklaşım, karbon etkisini azaltırken aynı zamanda operasyonel verimliliği de artırıyor. Aynı zamanda lojistik operasyonlarımızda da çoklu kullanıma uygun geri dönüştürülmüş malzemeden üretilmiş katlanır kasalara geçiş sağladık. Şu anda oranı olan taşıma kasalarımızı bu sene içinde %45 seviyelerine taşımayı hedefliyoruz.
Sürdürülebilirlik bizim için ayrı bir başlık değil; enerji üretiminden şehir içi dağıtım modeline kadar uzanan, ölçülebilir sonuçlar üzerinden yönettiğimiz bütüncül bir operasyon tasarımı anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji kullanımını daha fazla mağazaya yaygınlaştırmayı ve lojistik operasyonlarımızdan kaynaklanan karbon etkisini kademeli olarak azaltmayı hedefliyoruz.
 
‘BOYNER NOW DÜNYADA ÖRNEĞİ OLMAYAN BİR MODEL’ 
Boyner’in e-ticaret operasyonları için orta ve uzun vadede büyüme hedefleri nelerdir? Özellikle dağıtım ve lojistik alanında planlanan teknolojik yatırımlar veya yeni süreçler var mı?
Boyner’de orta ve uzun vadede e-ticaret tarafındaki temel hedefimiz, artan hacmi yalnızca büyüyen bir operasyonla değil, daha akıllı bir operasyon modeliyle yönetmek. Lojistik, artık fiziksel kapasitenin değil, karar kalitesinin belirleyici olduğu bir alana dönüşümünü tamamladı.
Bu doğrultuda yapay zekâ destekli planlama, dinamik atama algoritmaları ve gerçek zamanlı veri akışı sayesinde operasyonu anlık koşullara uyum sağlayabilen bir yapıda yönetiyoruz. Bu sistemler, sipariş akışını yalnızca hız açısından değil; maliyet, stok dengesi ve kapasite kullanımı açısından da optimize ediyor. Bu yapının sahadaki önemli bileşenlerinden biri de Boyner Now. Mağaza altyapısını, hızlı teslimat modeline entegre eden bu yapı sayesinde şehir içi sipariş akışını daha çevik yönetiyor, teslimat süresi beklentisinin yükseldiği segmentlerde operasyonel esnekliği artırıyoruz. Dünyada örneği olmayan bir model içeriğiyle mağazalarımızı kapsam alanlarındaki müşterilerin konfor ortamına taşıyoruz.
Önümüzdeki dönemde lojistik yapılanmamızı; büyüyen hacmi karşılayabilen, sürdürülebilir ve koşulsuz müşteri memnuniyeti odağımızla hizmet seviyesini istikrarlı biçimde destekleyen bir çerçevede geliştirmeyi sürdüreceğiz.
 
BOYNER, LOJİSTİK İŞ ORTAKLARINI OPERASYONUN BİR PARÇASI OLARAK KONUMLUYOR
Boyner, e-ticaret ve son-mil dağıtım operasyonlarında hem kendi modellerini hem de dış lojistik iş ortaklarını birlikte kullanıyor. Boyner Büyük Mağazacılık Lojistik, Mimari & Teknik ve Kiralamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Anıl Haşimoğlu, bu iş birliklerinin yalnızca hizmet alımıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Lojistik iş ortaklarımızdan son-mil dağıtımı, şehir içi hızlı teslimat, tersine lojistik, mağaza teslim noktalarımıza parsiyel gönderim ve yoğun dönemlerde esnek kapasite yönetimi hizmetleri alıyoruz. Bu yapı, değişken sipariş hacmini operasyonel dengeyi bozmadan yönetmemizi sağlıyor” dedi. 
İş ortaklarını operasyon modelinin doğal bir parçası olarak gördüklerini belirten Haşimoğlu, seçim kriterlerinin klasik taşıma performansının ötesine geçtiğini ifade etti. Haşimoğlu, “Biz bu yapıları yalnızca sahada işi yapan taraflar olarak değil, akışı birlikte yönettiğimiz operasyon ortakları olarak konumlandırıyoruz. Bu nedenle ölçeklenebilirlik bizim için ilk öncelik. Hacim arttığında kapasitenin hızlı devreye alınabilmesi operasyon sürekliliği açısından kritik” diye konuştu. 
Teknoloji entegrasyonunun ikinci temel başlık olduğuna dikkat çeken Haşimoğlu, “Sistemlerimizle entegre çalışarak sipariş, teslimat ve iade verisini anlık ve sağlıklı paylaşabilen partnerler, planlama doğruluğumuzu ve sahaya müdahale hızımızı doğrudan etkiliyor. Gerçek zamanlı görünürlük ise bize yalnızca takip değil, proaktif yönetim kabiliyeti kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Önümüzdeki dönemde lojistik iş ortaklarının rolünün daha da derinleşeceğini belirten Haşimoğlu, analitik kabiliyete işaret ederek şunları aktardı: “Talep dalgalanmalarını ve kapasite risklerini önceden öngörebilen, senaryo bazlı planlama yapabilen ve tersine lojistikte hız ile izlenebilirliği birlikte sağlayan yaklaşımlar operasyonel istikrarı güçlendiriyor. Özellikle mikro dağıtım ve çoklu çıkış noktası modelinde, her siparişin en doğru rota ve maliyetle müşteriye ulaşmasını sağlayacak optimizasyon çözümleri stratejik önem taşıyor.”
Bu yaklaşımın lojistik iş ortaklarını farklı bir noktaya taşıdığını vurgulayan Haşimoğlu, “Artan e-ticaret hacminde lojistikte fark yaratan unsur hızdan çok, entegre çalışan sistemlerin yarattığı toplam verimlilik. Biz de iş ortaklarımızı veriden beslenen, öngörü üreten ve operasyonun gelişimine katkı sağlayan yapılar olarak konumlandırıyoruz” dedi. 



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat